
çok zor be hayat.. tamam bilinen bi gerçek belki ve belki daha bu gerçeği kavramama çok var gibi gelebilir ama farkındayım. "geçim derdi"nin bir levent kırca esprisi olmadığını anlayalı çok oldu ve aynı kurumdan gelen iki fatura arasının nasıl geçtiğinin farkına varamamaya başladım.. "
günün nasıl geçti?" diye kendime sorduğumda "
sabah işe gittim, çalışıp gece yarısı eve döndüm" cevabından kendi kendime sıkıldım. ekonomik kriz diye bizi yiyenler yüzünden yerimizden kıpırdayamaz haldeyken bi de ego amaçlı tehditkar diyaloglar sinirleri bozmakta birebir. kenara bırakın bi şeyler atmayı akbilimi zor doldurduğum zamanlar oluyo.. hayat bi de bundan daha zorsa esas o zaman sıçtık demektir. zaten kombi de bozulmuş..
bazen toplayayım bavulumu atlayıp otobüse ayvalık'a yerleşip zeytin yetiştireyim diyorum ama çok klişe olur diye korkuyorum.. yani sonuçta biri düşünse nerde lan bu adam diye 10 dakika sonra bulur cevabını.. zaten daha yaşım genç..
aslına bakarsanız baya da büyüdüm.. hatta yaşlanıyorum da diyebilirim.. şimdi burada lafa
murat girmeli ve "ben 86 dünya kupasında maradona'nın elle attığı golü canlı izledim" demeli.. ama hayır en temel belirtiler baş göstermeye başladı iyice.. bi kere doktora gitme periyodum artan oranda artıyo.. göbek deseniz kiloyla doğru orantılı biçimde büyümeye devam ediyo. e artar tabi bütün gün ye otur ye otur bi de kilo mu verecektim. yakında ayrı eve çıkıcam derse ne cevap veririm bilmiyorum..
bilen bilir geçen sene gayet güzel bi kısa film procemiz vardı.. o proce aslında hala var.. ama ne hikmetse bir türlü çekemiyoruz. geçen sene de aksilikler ardarda gelmiş ve kışı atlatmaya mecbur kalmıştık.. bu sene de en son kesin çekiyoruz dediğimiz günde bir gün öncesi ve sonrası güneşli 20 derece olduğu halde sağanak yağışlı bir havayla yine ertelemiştik.. benim işler, oyuncuların boş günü, hava durumu derken bir türlü orta yolu bulamadık.. aksesuarından ekipmanına herşey hazırken bu kadar aksilik.. hayırdır inşallah...
istanbul film festivali pek güzel. ama antalya altın portakal forever!!!
alper canıgüz çok yaşasın! (
gizli ajans'ı da
tatlı rüyalar'ı da
oğullar ve rencide ruhlar'ı da okuyun okutturun!)
yani şurda liseyi bitireli kaç yıl olmuş.. bakıyorum 6 olmuş.. yani 11 yıla daha yeni alışmışken o bitti şimdi 6 yıl oldu yeni düzene alışmaya çalışmaca.. pratikte çok kolay aslında. çünkü mecburiyet diye bi şey var ve çok da güzel uyum sağladım.. gibi geliyor bana yani.. ama düzen doğru
mu işliyo onu anlamam için heralde düzen dışında neler olduğunu da bilmem ve ona göre d
üzeni korumalı veya yeni düzen oluşturmalıyım.. ne saçmalıyorum yine ben yaa..
"Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
talih kapısı ardına kadar açık,
güneş kucağımızda.
Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Şarap tasını her sunuşunda
diyordu aklına başına al.
Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya... !!!
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi"
röyksopp "junior" diye bi albüm çıkardı şahane!!
21 haziran'da da konseri var gitmeyen benim gibi olsun..